Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması ve Organik Bağ. Seçkin Yayıncılık (2020)

Sermaye şirketlerinin en önemli özellikleri ayrı tüzel kişilik ve ayrı malvarlığı, sınırlı sorumluluk, kolaylıkla devredilebilir paylar, bir yönetim kurulu yapısı altında yetkilendirilmiş yönetim ve yatırımcı mülkiyeti olmak üzere beş tanedir. Bu özellikler ve arkalarındaki ilkeler kurumsallaşmaya zemin hazırlamış ve bu şirketleri ticari ve ekonomik hayatın en belirgin aktörleri halinde getirmiştir. Yasaların tanıdığı bu cömert ayrıcalıklar karşısında sermaye şirketlerinin hissedar ve yöneticilerinin kamuya bir borcu bulunduğu varsayılmaktadır. Bu kişiler şirketleri başta ticaret kanunları ve şirket kuruluş sözleşmesi ile ilgili diğer kanunlara uygun şekilde yönetmek zorundadırlar. Aksi halde, bu ayrıcalıklardan faydalanma hakkını ve kanunun sağladığı sınırlı sorumluluk zırhını, korumasını tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisinin uygulanması sonucunda kaybedebilmektedirler.

Sermaye şirketlerinin yukarıda belirtilen özelliklerden üç ana temel; ayrı tüzel kişilik, ayrı malvarlığı ve sınırlı sorumluluk üzerinde yükseldiği tartışmasızdır. Sınırlı sorumluluk ile ayrı tüzel kişilik ve malvarlığı ilkelerinin hissedarlara ve genel olarak topluma yararlı olabilmesi için bu özelliklerin yasadışı davranışları koruyacak kadar geniş anlamda yorumlanmaması gerekli olup hissedar ve yöneticilerin üçüncü kişilere yönelik fırsatçı davranışlarına imkân sağlanmamalıdır. Buna karşın, hissedar ve yöneticilerin makul çabalarına rağmen şirketin iflası gerçekleşmişse, sınırlı sorumluluk kalkanı doğal olarak bu hissedarları ve yöneticileri korumalıdır. Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması konusunda daha gelişmiş bir anlayışa sahip olunması halinde perdenin kaldırılmasının, sınırlı sorumluluğun yasal sınırlarının anlaşılmasını ve sınırlı sorumluluk ilkesine yasal dayanma ile yasadışı dayanmayı birbirinden ayırmada önemli ve yararlı bir farkındalığın kazanılabileceğini düşünmekteyiz. Sonuç olarak, ayrı tüzel kişiliğe, ayrı malvarlığına ve sınırlı sorumluluk ilkesine hissedar ve yöneticilerce yapılan saygısızlık ve yasal hakların kötüye kullanımlarının tespiti ve ispatı, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması yoluyla takip edilecek alacak ve hak davalarında önemli hususlar olarak karşımıza çıkmaktadır.